Yukarıdaki fotoğrafa iyi bakın!

Pakistanlı göçmen bir ailenin oğlu Hamza Yusuf, 2023 yılında İskoçya’nın ilk müslüman başbakanı seçildi ve İskoç ulusal kıyafetini giydi.

İskoç halkının çıkarlarını koruyacağına, İskoç Devleti’ne, İskoç Halkına sonuna kadar bağlı kalacağına ve İskoçya için canla başla çalışacağına devletin resmi diliyle yani İngilizce olarak yemin etti…

“Ben Pakistanlıyım, İskoç kıyafeti falan giymem, dilinizle yemin etmem, kendi dilimle yemin edeceğim” demedi…

İngiltere’de başbakanlık mertebesine gelen Hint kökenli Rishi Sunak da “Ben Hintliyim, kendi yöresel kıyafetlerimi giyip, kendi dilimde konuşacağım” demedi.

Sıkıysa böyle bir şeyi denesinler…

Anında derdest edip hapse koyarlar!

Avrupa’da çok fazla Ortadoğu kökenli müslüman var, fakat hiçbirine “ben Arabım, ben Peştunum, ben Hinduyum, ben şuyum ben buyum” dedirtemezsiniz..

Bir Arap, bir Pakistanlı, bir Afgan; bir İngilizden daha İngilizdir, bir Fransızdan daha Fransızdır…

Rishi Sunak – İngiltere Başbakanı (2022 – 2024)

Batı ülkeleri hiçbir zaman küçük etnik unsurların mikro-milliyetçilik yapmalarına izin vermez.

Kimseye devletin resmî kimliğini, bayrağını, dilini sorgulatmaz…

Bizdeki “insan hakları, halkların kardeşliği ya da halklara özgürlük, kendi dilimizde eğitim hakkı istiyoruz“ ayağına “devlete karşı etnik milliyetçilik dayatmasına” asla ama ASLA izin vermez!

Kurumlar o kadar güçlüdür ki herkesi sisteme uydurur, tavizi yoktur. Karşı gelene tavrı nettir: “Beğenmiyorsan çek git kendi memleketine. Orada istediğin gibi kendi dilini de konuşursun, kendi yöresel kıyafetlerini de giyersin. Burada yaşayacaksan, benim ülkemin kurallarına uyacaksın”

Siyasîler oy devşirmek, ona buna şirin gözükmek için devletin ulusal kimliğini asla tartışmaya açmaz.

Düşünsenize, Fransa’da, İngiltere’de, Almanya’da devletin yönetimine talip olmuş kişiler çıkıp desinler ki “Ben bu devletin bayrağını problemli görüyorum, anayasadan İngiliz, Fransız vs isimlerini çıkaracağız, bu ülkede sadece Fransızlar yaşamıyor” !

Vallahi, billahi ve tallahi adamın aklını alırlar. Eğer böyle konuşmayı göze alan bir meczup çıkarsa onu öyle derin bir zindana tıkarlar ki, imi timi kaybolur…

Bırak kendisi, sülalesi bile artık o ülkede barınamaz, o devletten ekmek yiyemez…

ASLINDA KUSURA BAKMAYIN AMA DOĞRUSU DA BUDUR…

Patrick Deveciyan (1944 – 2020)

Gazeteci Banu Avar Fransız siyasetçi Patrick Deveciyan ile yaptığı röportaj esnasında sorar:

“Siz bir Ermeni olarak 1915 olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Patrick Deveciyan : “Ben Ermeni değilim, Fransızım”

Banu Avar : “Ama siz Ermeni kökenlisiniz..”

Deveciyan : “Fransa bir ulus devlettir ve ben de bir Fransız vatandaşıyım, yani Fransızım.”

Banu Avar; “Ama siz değil misiniz ‘Türkiye’de insanlara Kürt, Laz, Çerkez, Süryani denilmeli” diyen?

Patrick Deveciyan : “O başka” diyor..

Başka olan ne Deveciyan?

Türkiye de bir ulus devlet…

Senin Ermeni kökenli bir Fransız olmanla, Kürt kökenli bir Türk vatandaşı olan örneğin Selâhattin Demirtaş ya da HDP milletvekilleri arasında ne fark var? Neden Sırrı Sakık, TC anayasasına göre seçilip TBMM’ye girmişken ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın her türlü olanağını sonuna kadar kullanırken “Türk değilim ki, neden varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyebiliyor?

ÇÜNKÜ KENDİSİNE VERİLEN GÖREV GEREĞİ BÖYLE KONUŞUYOR!

Senin derdin başka Deveciyan efendi, derdin başka… Sana gelince Fransız vatandaşıyım, Fransa bir ulus devlet, bize gelince “O başka” ve “Halklara özgürlük, sen Kürtsün, Lazsın, Çerkezsin..vs.”

Seni emperyalizme yamanmış pislik seni…

Bu fotoğrafa iyi bakın beyler! Avrupalının çifte standardını, iki yüzlülüğünü, ne kadar aşağılık, alçak ve kahpe olduğunu iyi anlayın!

Ülkemizi bölmek için nasıl oyunlar içinde olduklarını, kendilerini geri plânda bırakıp Ermeni, Kürt, Arap, Çerkez…vs gibi maaşlı piyonları nasıl ileri sürüp kullandıklarını görüp iyi analiz edin!

Yugoslavya işte orada duruyor. Ya da Yugoslavya’dan geri kalanlar…

Deveciyan’ın Banu Avar’a verdiği cevap tüm gerçekleri ortaya seriyor.

Tabi anlayana…

Derleyen: Uğur GÖRGÜLÜ

06 Nisan 2026 – Khashuri (Gürcistan)

Önceki İçerikTAKIM ÇALIŞMASI
Sonraki İçerikORTA ÇAĞ’DA KRALLAR NEDEN AYNI YATAKTA UYURDU?
ugur
1959 yılında İzmir’de doğan, adını ailesine getirdiği bereketten, çalışma azmini ise Yemen’den Çanakkale’ye cephe cephe koşan dedelerinden alan bir Cumhuriyet çocuğu... 1982 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun olan Görgülü, meslek hayatı boyunca Türkiye’den dünyanın dört bir yanına uzanan projelerde teknik çözümler inşa etti. Mühendis Güncesi’nde, sadece betonarme yapıların dünyasını değil; Balkan Harbi’nden Kafkas cephelerine uzanan onurlu bir aile geçmişinin hatıralarını ve mesleki tecrübelerini paylaşıyor. Hayatı bir mühendisin analitik gözüyle analiz ederken, kalemiyle geçmişin o kanaatkâr ve vakur insanlarının mirasına bir köprü kuruyor.

1 Yorum

  1. “Yazıdaki Patrick Deveciyan detayı aslında her şeyi özetliyor. Kendi ülkesinde ‘Fransız’ kimliğine sıkı sıkıya tutunurken, başka coğrafyalar için mikro-milliyetçiliği savunması tam bir ikiyüzlülük örneği. Ulus devlet yapısının neden bir ‘kale’ gibi korunması gerektiğini bu tip ‘çifte standartlı’ yaklaşımlar daha iyi anlamamızı sağlıyor. Özellikle Yugoslavya örneği, bu tür ayrışmaların sonunun nereye varabileceğine dair umarım herkese fikirler veriyordur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz