Özellikle son 25 yılda, Türkiye’de insan yapısı, ahlâkı ve karakteri çok bozuldu. Bu bozunmanın yansımalarını, doğal olarak, aynı düşüklükteki iktidar partileri ve bu partilerin mensuplarında da görmekteyiz.

Eskiden de vardı ama, hiç bu son dönemlerdeki kadar fırdöndü siyasetçiler politika arenasında cirit atmıyordu. Yani İsmet Sezgin deyince sizin aklınıza AP’den başka parti geliyor mu? Ya da Cahit Karakaş’ı CHP’den başka bir partide tahayyül edebiliyor musun? Ne bileyim, Şevket Kazan’ı MSP’nin dışında bir partide örneğin CHP’de görmek mümkün müydü?

Siyaset, eski dönemlerde daha saygın, daha kaliteli insanların mücadele ettiği bir alandı ve oldukça seviyeliydi. Gerçi, o dönemlerde de fırıldak kubi gibileri nadir de olsa çıkıyordu ama son 20 yılın politika sahnesindeki tiplerle kıyaslandığında inanın 70’li 80’li hatta 90’lı yılların politikacıları bugünkülere kıyasla birer namus abidesiydi. Parti değiştirse bile, CHP’lisi en fazla DSP’ye geçer, DYP’lisi de en fazla ANAP’ı tercih ederdi. Bugün, sağdan sola Güneş Motel pazarlıkları ile yapılan transferler, hâlâ mide bulantısı ile anılır, hatırlayınız…

Şimdi bakıyorum da, artık sağ ve sol kavramlarının bile içi boşaldı. Artık insanlar çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapıyorlar. O nedenle, kişiliği kuvvetli, az biraz karakter sahibi, iz’anı diğerlerine nazaran yüksek insanlar yavaş yavaş siyaset alanından çekiliyorlar ve ortalık sırtlanlara, çakallara kalıyor.

Düşünsenize, Mehmet Bekâroğlu denen dinci bir Atatürk düşmanı yıllarca CHP’de hem de Genel Başkan Yardımcısı olarak kalabiliyor, Erdoğan’a muhalif parti liderleri Erkan Mumcu, Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş, Tuğrul Türkeş gibi omurgasız tipler bir bakanlık koltuğu ya da milletvekilliği uğruna tüm ideallerinden vazgeçip, daha önceki eleştirel laflarını yiyip yutuyorlar. Tiksinç ve iğrenç değil mi?

Sanırdım ki, solun radikal partilerinde böyle omurgasızlık, böyle bir menfaat pazarlığı, böyle bir hacıyatmazlık, böyle bir popülistlik olmaz. Ama ne göreyim? Konuşmaya başladı mı mangalda kül bırakmayan ve aynı zamanda çok iyi bir hatip olan Erkan Baş yönetimindeki TİP, İYİ Parti’den siyasete atılıp Hatay milletvekili adayı olan ancak seçilemeyen, sonra da partisinden istifa eden eski futbolcu Gökhan Zan’ı Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday yapmış!

Yahu sen yelpazenin en solundasın, yani biz öyle sanıyorduk , gidip de en gıcık kaptığın, adeta siyahla beyaz gibi taban tabana zıt dünya görüşüne sahip olduğun bir, sözde milliyetçi, partiden ayrılmış adamı nasıl aday yaparsın? 80 darbesi öncesi birbirinizi öldürdüğünüzü ne kadar çabuk unuttunuz yahu? Diğer yandan, yani sen Gökhan Zan hayrola? Hani ‘Komünistler Moskova’ya idi, ne değişti şimdi de komünistlerin saflarında yer alıyorsun?

TİP sana böyle bir teklifte bulunabilir, onların sadece adı solcu. Kendileri bir iki fazla oy almak için yarın şeriatçı Abdurrahman Dilipak’ı bile aday yapabilirler. Ama sen; sen bir koltuk uğruna radikal sağdan kalkıp, nasıl gidip de radikal soldan aday olursun? Sende hiç mi omurga yok, ilke yok, fikir yok, görüş yok. Ayrıca sen belediyecilik hakkında ne biliyorsun ki Hatay gibi bir şehrin Başkanlığına aday oluyorsun?

TİP’in derdi belli, senin popülerliğinden yararlanıp, CHP’nin kazanmasını engellemek. İYİP Başkanı bunu çoktan ilân etti biliyorsunuz. Hadi o baktı ki gidecek yeri kalmadı gidip AKAPE’ye yamanabilir. Zaten Meral Akşener’i, seçimlerde CHP’ye verdiği zarar oranında, bakanlıktan, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına kadar geniş bir yelpazade çeşitli koltuklar bekliyor. Sen TİP’le, zaten bir taraflarını da yırtsan, hiçbir yere gelemezsin. Peki, seçimlerden sonra ne yapmayı düşünüyorsun? Baktın ki sırtını dayayacağın kimse kalmadı; yoksa sen de kös kös gidip ‘3 gün bizi ölüme terkettiniz, istemiyoruz sizi’ diye nefretini püskürttüğün AKAPE’ye mi yamanacaksın?

 

Uğur GÖRGÜLÜ

12 Şubat 2024 – Khashuri (Gürcistan)