Son günlerde aynı cümleyi tekrar tekrar duyuyorum:

“Ne zaman iktidar rakibini ezmeye kalksa sonunda kaybediyor. Erdoğan’ı da hapse attılar, daha güçlü döndü. Demirel’i yasakladılar, geri geldi. Ecevit’i tasfiye etmek istediler, yine döndü. Şimdi CHP’ye yapılanlar da ters tepecek.”

Keşke mesele bu kadar basit olsa.

Çünkü insanlar geçmişte yaşanan olaylara bakıyorlar ama o olayların yaşandığı şartlara bakmıyorlar.

Evet, Erdoğan hapse girdi.

Evet, Demirel yasaklandı.

12 Eylül darbecilerinin partisi MDP Gn. Bşk.nı Turgut Sunalp

Evet, 12 Eylül darbecileri kendi istedikleri siyasi düzeni kurmaya çalıştı.

Ama bütün bu örneklerde gözden kaçırılan çok önemli bir gerçek var:

O dönemlerde sistemi denetleyen kurumlar tamamen ortadan kaldırılmamıştı.

Türkiye kusursuz bir demokrasi değildi ama devlet hâlâ devletti.

Mahkemeler vardı.

Anayasa vardı.

Basın vardı.

Kamuoyu baskısı vardı.

Seçim sonuçlarına göre iktidarın değişme ihtimali vardı.

En önemlisi de iktidarın karşısına çıkabilecek başka güç odakları bulunuyordu.

Bugün ise karşımızdaki tablo bambaşka.

Artık mesele bir partinin başka bir partiyle siyasi rekabet yürütmesi değildir.

Artık mesele, devletin bütün fren mekanizmalarının tek tek etkisiz hale getirilmiş olmasıdır.

Yargı Bağımsızlığı?

Ordu etkisizleştirildi.

Yargı bağımsızlığını kaybettiği yönündeki eleştirilerin odağına yerleşti.

Basının önemli bölümü iktidar çizgisine girdi.

Muhalif medya ya kapatıldı ya ekonomik baskılarla susturuldu.

Polis ve güvenlik bürokrasisi doğrudan yürütmenin kontrolüne bağlandı.

Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı bile siyasi tartışma konusu haline geldi.

Hattâ Anayasa Mahkemesinin kapatılması bile  gündeme geldi…

İşte insanların göremediği nokta burası.

Geçmişte hukuksuzluklar vardı ama onları durdurabilecek mekanizmalar da vardı.

Bugün ise o mekanizmaların büyük ölçüde ortadan kalktığını düşünen milyonlarca insan bulunuyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın hapse girmesiyle bugünkü süreçleri aynı kefeye koymak yanıltıcı olabilir.

Çünkü Erdoğan hapse girdiğinde onu içeride tutacak bir sistem yoktu.

Bugün ise rakibini saf dışı bırakmak isteyen bir iktidarın önüne çıkabilecek bağımsız güçlerin kalıp kalmadığı tartışılıyor.

İnsanlar sürekli geçmiş örnekleri anlatıyor.

Ben ise başka bir soru soruyorum:

Geçmişte geri dönüşleri mümkün kılan şartlar bugün hâlâ mevcut mu?

Eğer cevap evetse, tarih belki yine tekerrür eder.

Ama cevap hayırsa, geçmiş örneklerin hiçbir anlamı kalmaz.

Çünkü aynı sonucu doğuran şey sadece baskı değildi.

Baskıyı sınırlandıran kurumların varlığıydı.

Bugün tartışılması gereken de CHP’nin oy oranı değil, tam olarak budur.

Çünkü rakibini durdurmak için hukuku kullanmaya karar veren bir iktidarı durdurabilecek bağımsız kurumlar yoksa, mesele artık seçim kazanmak değil, oyunun kurallarını koruyabilmektir.

Ve oyun devam ederken kuralları değiştirebilen ve buna kimsenin karşı gelemediği bir siyasi iklimde tarih çoğu zaman tekerrür etmez…

Uğur GÖRGÜLÜ

09 Haziran 2026 – Khashuri (Gürcistan)

 

Önceki İçerikASR-I SAADET MİTİ NEDİR?
Sonraki İçerikARINMA ve CHP
ugur
1959 yılında İzmir’de doğan, adını ailesine getirdiği bereketten, çalışma azmini ise Yemen’den Çanakkale’ye cephe cephe koşan dedelerinden alan bir Cumhuriyet çocuğu... 1982 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun olan Görgülü, meslek hayatı boyunca Türkiye’den dünyanın dört bir yanına uzanan projelerde teknik çözümler inşa etti. Mühendis Güncesi’nde, sadece betonarme yapıların dünyasını değil; Balkan Harbi’nden Kafkas cephelerine uzanan onurlu bir aile geçmişinin hatıralarını ve mesleki tecrübelerini paylaşıyor. Hayatı bir mühendisin analitik gözüyle analiz ederken, kalemiyle geçmişin o kanaatkâr ve vakur insanlarının mirasına bir köprü kuruyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz