Bir Mühendisin Notları

Anasayfa » Tarih » ŞAYAK KALPAKLI ADAM

ŞAYAK KALPAKLI ADAM

admin 30 Ağustos 2019 11 Kez Okunmuş Yorum Yok

Onca yokluk ve sefalet içinde harap ve bitap düşmüş olan Türk ulusunun vatan topraklarını işgal eden emperyalist güçlere karşı verdiği, haklı ve onurlu savaşların zirvesi olan ve tarihte “Büyük Taarruz” olarak anılan, o akıl almaz kahramanlık destanı 26 Ağustos’ta Afyon Kocatepe’de başlamış ve dört gün gibi kısa bir süre içinde Yunan kuvvetlerinin denize döküldüğü 30 Ağustos’ta tamamlanmıştır.

Bu zafer, meşakkatli bir yolculuğun sonunda elde edilmiştir ve Türk ulusu bu zaferi her 30 Ağustos’ta bayram olarak kutlamaktadır.
Çok güç koşullarda, kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla verilen bu yürekli mücadele birçok yazarımız ve şairimiz tarafından kaleme alınmıştır.
Bunların içinde Nazım Hikmet’in ünlü Kurtuluş Savaşı Destanı hiç kuşkusuz en başta gelenidir.

Nazım usta, ünlü destanının 8.bap’ının bir bölümünde 30 Ağustos zaferi ile sonuçlanacak olan büyük taarruzun başladığı 26 Ağustos 1922 gecesini şöyle anlatır:
“Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar : «Üç,» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.”

Büyük taarruz ve o eşsiz komutan bundan daha güzel anlatılabilir mi?
* * *
Şevket Süreyya Aydemir de Atatürk’ü ve onun, bütün dünya liderlerinin şapka çıkarttığı onurlu mücadelesini Tek Adam isimli kitabında anlatır.
Şevket Süreyya’nın bu kitabında 30 Ağustos’ta İzmir’e giren Atatürk’ün, ikametgahı için hazırlanan, işgalci Yunan kralı Konstantin’ in kaldığı köşke gelişinde yaşanan bir olay şöyle aktarılır.
“ Mermer merdiven basamaklarını çıkar ve birden durur. Gözleri sertleşmiştir. Bakışları dumanlaşmıştır. Yüzü donuk ve gergindir. En yakındaki karşılayıcılarına biraz sertçe sorar:
-Bu nedir?
Orta yaşlıca terbiyeli bir bayan karşılayıcı cevap verir:
-Yunan bayrağı paşam! Bu eve yerleşen Yunan Kralı Konstantin, buraya ilk girerken, bu taşlığa serilen Türk bayrağını çiğneyerek geçmişti…”
-Hata etmiş. Ben bu hatayı tekrar edemem. Bayrak, milletin şerefidir. Ne olursa olsun yere serilmez ve çiğnenmez. Kaldırınız!..”
O zaman bütün dünyada akisler yapan ve bugün de Mustafa Kemal’in gittikçe ululaşan beşeri faziletleri hanesine kaydedilen bu olayın konusu olan bayrak yerden kaldırılır. Gazi; beyaz, temiz mermerlerin üstünden, her adımda insanlara bir başka üstünlüğünü gösteren genç bir ilah gibi ağır ağır ağır yürür, geçer.”
* * *

Eserlerinde, Atatürk ve Kurtuluş savaşı yıllarına ilişkin anılara yer veren bir diğer büyük yazar da Falih Rıfkı Atay’dır.
30 Ağustos 1922 günü Türk ordusu girdiğinde, işgal kuvvetlerinin büyük bölümü çekilmiş olsa da bazı Yunan birliklerinin şehrin kuzey ve güneyinde halen bulunuyor olması, işgalcilerle yandaşlarının çekilirken bazı bölgelerde yangınlar çıkartması ve küçük çaplı da olsa saldırılarda bulunması gibi nedenlerle 30 Ağustos 1922 günü hala tekinsiz olan İzmir’e ve o İzmir’in en güzel yeri olan Kordon’unda bulunan ve Ege Deniz’inin muhteşem manzarasına bakan Kramer Otelinin gazinosuna arkadaşlarıyla gelerek pencere kenarında bir masaya oturduktan sonra içkisini sipariş eden Atatürk’e ait bir olay da, Falih Rıfkı Atay’ın Mütareke Defteri isimli kitabında şöyle verilir:
“Otel, yabancı ve yerli Hristiyanlarla doluydu. Sonradan bize anlattıklarına göre, Mustafa Kemal de şehre girince bu otele uğramış. Ne sırması, ne önünde ardında koşuşan subayları, generalleri varmış. Dolu salona girmek isteyince, garson önlemiş, yer olmadığını söylemiş. Fakat müşterilerden biri tanıyıp da:
Mustafa Kemal!…Mustafa Kemal!… diye bağırınca kalabalık birbirine girmiş. İhtimal hepsi dağılacaklardı da.
Fakat Mustafa Kemal, kimsenin rahatsız olmamasını rica eder. Yanındakileri bir masaya oturtur. Garson mudur, otel müdürü müdür, artık kim önce koşup gelmişse, birer kadeh içki istediklerini söyler. Ve sorar:
-Kral Konstantin de bu otele gelip, burada bir kadeh rakı içti mi?
-Hayır Paşa efendimiz!”
Bu cevabı alan Mustafa Kemal,
“-Öyleyse neden İzmir’i almak istemiş.” Der
* * *
İşte şayak kalpaklı adam budur!
İşte Mustafa Kemal budur!
Atatürk budur!
Onu, bu hasletleri büyük önder yapmıştır!
30 Ağustos Zaferinin 91. Yıldönümünde o şayak kalpaklı eşsiz komutanı ve büyük devlet adamını bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz.

Mustafa T. Turhan

 

Derleyen : Uğur GÖRGÜLÜ

30 Ağustos 2019

Jvari – Gürcistan

Twitterda PaylaşBu Yazıyı Twitter'da Paylaş Facebookda PaylaşBu Yazıyı Facebook'da Paylaş

Bir cevap yazın

  • Kullanıcı Girişi

    Kullanıcı Girişi
  • Bumerang

    Bumerang - Yazarkafe
  • @akilakaydin

  • Anlık Ziyaretçi Sayımız


    Yandex.Metrica
  • Arşiv